TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 1950–1980 ve 1980–2004 DÖNEMLERİNİN KIYASLANMASI
G İ R İ Ş
Türkiye’nin hem ekonomik ve hem de siyasi tarihinde,1950’nin bir dönüm noktası olduğu,artık herkesin kabul ettiği bir gerçektir.1946 yılında,Adnan Menderes önderliğinde Demokrat Parti’nin kurulmasıyla birlikte Türkiye çok partili hayata kesin bir geçiş yapmıştır.1950’de ise,Cumhuriyet tarihinde ilk defa hükümet değişikliği olmuş,Demokrat Parti,ezici çoğunlukla tek başına iktidara gelmiştir. 1960’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Genelkurmay Başkanı Org. Cemal GÜRSEL liderliğinde yönetime el koymasıyla DP iktidardan uzaklaştırılmış,1983 yılına kadar sürecek,zaman zaman tek başına iktidarlarla ve 1971’de muhtırayla küçük kesintilere uğrayan “Koalisyonlar Dönemi” başlamıştır.
1980 yılı da,tıpkı 1950 yılı gibi Türk siyaseti ve ekonomisi için dönüm noktasıdır.İlk olarak,24 Ocak kararlarıyla Türkiye,liberalizme,kanımca çok erken ve hazırlıksız bir geçiş yaptı. 70′lere damgasını vuran şiddetli enflasyon ve döviz darboğazı 24 Ocak 1980 Kararları’na temel oluşturdu. 1980′de enflasyon tarihi bir rekor kırarak TÜFE yüzde 115.6, TEFE’de 98.8 oranlarına ulaştı. Koruyucu ekonomi yerine dışa yönelik sanayileşme tercih edilerek küreselleşen dünya ekonomisine entegrasyon amaçlandı.
24 Ocak 1980 tarihinde, TL dolar karşısında yaklaşık yüzde 49 oranında devalüe edilerek dolar kuru 47 liradan 70 liraya çıkarıldı. 1 Temmuz 1981′den sonra ise günlük kur ayarlamasına geçilecekti. 24 Ocak Kararları’nın önemli bir ögesi olan sürekli devalüasyon ile (paranın değerini düşürerek) ihracatta rekabet üstünlüğü elde etmek ve ucuz emek sunumuyla da yabancı sermayeyi çekmek amaçlandı.
Kamu kesiminin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatı yüzde 100-400 arasında artırılarak, temel malların kapsamı sınırlandırıldı. Zamlar, akaryakıt ve benzinde yüzde 50′lere, tekel ürünlerinde de yüzde 100′lere ulaştı. Ücretler, istikrar programının uygulandığı ilk iki yılda geriledi. 1979 Aralık ayında 100 birim olan geçinme alım gücü 1980 Haziran ayında 79.1′e düştü. 12 Eylül Darbesiyle de programın uygulanma şansı artırıldı. Demirel hükümetinin 8 ayda 122 bin 140 işçiyi etkileyen 77 grev erteleme kararları, grev yasağına dönüştürüldü.
Döviz yasağı kalkmış,ithalatın önündeki engeller kaldırılmıştır.Bunun akabinde,12 Eylül 1980’de,Türk Silahlı Kuvvetleri,Genelkurmay Başkanı Org. Kenan EVREN liderliğinde yönetimi ele almıştır.7 Kasım 1982’de yapılan halkoylamasıyla da Türk toplumu tekrar demokrasiye geçmiştir.Bu döneme,24 Ocak Kararları’nın mimarı,1983-1989 döneminin başbakanı,1989-1993 döneminin ise cumhurbaşkanı olan Turgut ÖZAL,kelimenin tam anlamıyla damgasını vurmuştur.
A-ENFLASYON
Enflasyon, Türkiye için her zaman bir sorun olagelmiştir. Özellikle 1980’ler ve 1990’larda enflasyonun sürekli çift haneli rakamlarda dolaşıyor olması, ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkilemiştir.2004 yılından itibaren ise enflasyon, özellikle de tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) tek haneli rakamlara indirilebilmiş,ancak bu henüz fiyatlara yansıtamamıştır.Ancak 1950-1980 dönemine baktığımızda,enflasyonun ortalama %10-%13 civarında olduğunu görürüz.Bu oran yine de yüksek bir orandır.Ancak 1980-2004 dönemine kıyasla hiç de fena sayılmayacak bir orandır.Yukarıda da bahsettiğimiz gibi,bu oran aynı zamanda,Türkiye’nin,artık kronikleşmiş olan enflasyon sorununun da çarpıcı bir örneğidir.
Bu dönemde (1980-2004) meydana gelen önemli ekonomik olaylar ise sırasıyla 1994 krizi,5 Nisan Kararları ve devalüasyon,Türkiye’nin AB’yle Gümrük Birliği’ne girmesi,1999-2001 krizleri ve 17 Aralık 2004 tarihinde AB üyeliği için müzakere tarihinin alınması sayılabilir.Bu hatırlamaların ışığında rakamlara bakacak olursak,1980-2004 döneminde,enflasyonun %54-60 seviyelerinde olduğunu görürüz.Her ne kadar enflasyon,şu günlerde %9 seviyelerinde olsa da,1994 yılında %150’ler seviyesinde olmuştur.Bu rakamlar,tüm bu sürecin ortalama görünümüdür.
Görüldüğü üzere 1950-1980 arasında enflasyon,çok önemli bir sorun değilken,1980’den sonra önemli derecede artmış ve günlük hayatı zorlaştıran bir etken olmuştur.Kanımca buna,iç dengeler ve piyasalar henüz tam anlamıyla hazırlanmadan,liberalizme çok erken geçilmesi sebep olmuştur.
B-ORTALAMA BÜYÜME HIZI
Yukarıda zikrettiğimiz olayların ışığında,büyüme hızlarını incelersek;karşımıza çıkan ortalama sonuçlar aşağıdaki gibidir:
1950-1980 Dönemi
Tarım:%3
Sanayi:%8,35
Hizmetler:%6,38
Genel ortalama: %6,01
1980-2004 Dönemi
Tarım:%0,79
Sanayi:%4,2
Hizmetler:%3,41
Genel:%2,8
Yukarıdaki verilerden de anlaşıldığı üzere,1980 sonrasında uygulanan politikalarla tarımsal üretimde büyüme ağır bir darbe yemiş,sanayi ve hizmet sektörlerinin gelişimi ise yarı yarıya düşmüştür.Özellikle 1994,1999 ve 2001 yıllarında yaşanılan büyük krizler,ekonomide müthiş bir küçülmeyi beraberinde getirmiştir.Ekonomi,son yıllarda bir parça toparlanıp 2001 yılında meydana gelen,Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin izlerini silmeye başlamışsa da,krizin etkileri hâlâ hissedilmektedir.
C-İŞSİZLİK
Bir ülkedeki işsizlik,aslında,eksik istihdam ile işsiz insanların toplamıyla oluşan “âtıl iş gücü” nü ifade eder.Türkiye’de işsizlik,hiçbir zaman sıfır olmamıştır.Başka bir deyişle Türkiye,hiçbir zaman “tam istihdam” seviyesine gelememiştir. Bu durum,liberal ve neo-klasik tezler ile bir çelişki gibi görünmekle birlikte,bir çok ülkenin de bu durumda olması,bu tezlerin gerçek hayatta pek de sağlam olmadığının göstergesidir.
1950-1980 yılları arasında işsizlik oranı,ortalama %3-%4 seviyelerindedir.Bu,işsizliğin çok büyük bir sorun teşkil etmediğinin işaretidir.Ancak,1980’den sonra işsizlik hızla tırmanmış,1999 ve 2001 krizlerinde milyonlarca kişi işinden olmuş,binlerce KOBİ kapanmış ve işsizlik ortalama %15-%17 seviyelerine yükselmiştir.Buna,kimi çevrelerce tarım sektöründeki müthiş gerileme nedeniyle “gizli işsizler” olarak adlandırılan tarım sektöründe istihdam edilen insanlarımızın dahil olmadığına ve bu rakam dahil olduğu takdirde,işsizliğin %30’lar gibi korkunç bir rakama ulaştığı da gözden uzak tutulmamalıdır.
D-CÂRÎ AÇIĞIN GSMH’YE ORANI
Cârî açık,başka bir deyişle Kamu Kesimi Borçlanma Gereği (KKBG),özellikle son yıllardaki hızlı tırmanışıyla ekonomi çevrelerini endişeye sevk etmektedir.Özellikle 1999 ve 2001 krizleri sonrasında IMF ile yapılan anlaşmalar sonrasında cârî açık hızla artmış ve günümüzde korkutucu rakamlara ulaşmıştır.Bu durum ise,gelirlerin büyük bir kısmının borç ödemelerine gitmesi ve bir çok yatırımın yarım kalmasına,hatta proje halinde olan yatırımlara başlanamamasına sebep olmuştur.
Cârî açığın GSMH’ye oranı ise,aşağı yukarı,bir ülkenin iç ve dış borçlarını ödeyebilme gücünü gösterir.Yani kaba bir tabirle,câri açığın GSMH’ye oranının yükselmesi,bir nevi ekonomik kriz belirtisidir.Bu nedenle cârî açığın GSMH’ye oranının son yıllarda hızla yükselmesi,Türkiye ekonomisinin hızla iflâsa gittiği,hatta,Arjantin’de yaşanan kriz ve sosyal patlamaya atıfta bulunularak “Türkiye ikinci bir Arjantin olacak” yorumlarına sebebiyet vermiştir.1
Bu bilgilerin ışığı altında rakamlara bakacak olursak,1980-2004 döneminde cârî açığın GSMH’ye oranının %15-%20 seviyesinde olduğunu görürüz ki,bu,son dönemlerde ekonomide görülen (veya gösterilen) pembe tablonun aksine,tehlike çanlarının çoktan çalmaya başladığının göstergesidir.Oysa,1950-1980 döneminde bu oran %3-%5 civarındadır ki,bu büyük bir sorun teşkil etmemektedir.
S O N U Ç
Sonuç olarak,1950-1980 döneminin aksine Türkiye,1980’den sonra hızla geriye gitmiş,neredeyse Osmanlı Devleti’nin son yıllarında görülen bir ekonomik seyir içine girmiştir.Bunun en önemli sebepleri ise,kanımca,1980’den itibaren,hatta temelleri,1970’lerin ikinci yarısında atılan ve çok erken başlanan hızlı dışa açılma ve liberalleşme politikalarıdır. Ancak, bu hızlı düşüşte, daha önceleri uygulanan “ithal ikameci” ve “ihracata yönelik” politikaların da payı az değildir.Türkiye’nin düzlüğe çıkması ise,kanımca Gümrük Birliği’nden derhal ayrılması,IMF ile olan ilişkilerini hızla koparması ve borçlarını uzun vadeye yayacak girişimlerde bulunması, hatta gerekiyorsa, günlük deyişle “ileri giderek” moratoryum ilân etmesi ile mümkündür.
——————————————
1 Yeldan “Is Turkey Next Argentina? (Türkiye Yeni Arjantin Mi?)” The New York Times
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşivler
- Aralık 2008 (5)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS