::::…. AKADEMİK ÇALIŞMALAR ….::::

Lisans ve yüksek lisanstaki akademik çalışmalarım

3 KASIM 2002 SEÇİMLERİNİN MEDYADAKİ YANKILARININ İNCELENMESİ

== G İ R İ Ş==

Atatürk dönemindeki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbes Cumhuriyet Fırkası denemelerini saymazsak çok partili siyasal hayatla 1946 yılında kurulan Demokrat Parti (DP) ile tanışan ve ilk çok partili seçimi yine aynı yıl yaşayan Türkiye, hatırlanacağı gibi 1950 seçimlerinde iktidarın el değiştirmesiyle 27 Mayıs 1960 yılına kadar Demokrat Parti iktidarıyla yaşadı. 27 Mayıs 1960 tarihinde ülke yönetimine el koyan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir nevi denetiminde yapılan 1961 seçimlerinin ardından 1965 yılında yapılan seçimlerde Süleyman Demirel’in AP’si (Adalet Partisi), ülkemizdeki üçüncü tek parti iktidar dönemini (1-CHP, 2-DP, 2-AP) açmıştı. 12 Mart 1971’de TSK’nın hükümete verdiği muhtırayla sona eren bu süreçten sonra, 1983 seçimlerine kadar ülke koalisyonlarla yönetildi.
6 Kasım 1983 tarihinde yapılan seçimler sonucunda ülkede dördüncü tek parti iktidarı dönemi açılmış, Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi, (ANAP) ülke yönetiminin başına geçmiştir. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan erken genel seçimlere kadar süren bu süreç, 3 Kasım 2002 Milletvekili Erken Genel Seçimleri’ne kadar yerini koalisyon hükümetlerine bıraktı.
Bu çalışmamızda öncelikle 3 Kasım Seçimleri’ne giden süreci kısaca inceleyeceğiz. Daha sonra 3 Kasım Seçimleri’nin medyada yansımalarının teknik analizini yaparak, ebeveynlerimizin bu olayı gazetede nasıl okumak istediklerini irdeleyecek; son olarak da “ben olsaydım bu haberi hangi gazetede ve nasıl verirdim?” sorusunun cevabını arayacağız

1. SEÇİME NASIL GİDİLDİ?

Türk siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden biri olan 22. Dönem TBMM Milletvekili Erken Genel Seçimleri 3 Kasım 2002 Pazar günü yapılmıştır. 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan bir önceki seçim sonucunda koalisyon hükümeti kurarak iktidara gelen Demokratik Sol Parti-Milliyetçi Hareket Partisi-Anavatan Partisi (DSP-MHP-ANAP) hükümetinin üçüncü yılına tekabül eden bu seçime giden süreç, ülkede hiç kimsenin beklemediği bir şekilde başlamıştır.
2002 yılının Mayıs ayında Başbakan Bülent Ecevit’in aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmasıyla başlayan süreç, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in “siyasi belirsizlik”ten söz etmesi ile hızlanmış, iyileşip taburcu olan Ecevit’in Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ı da diğer eski dostları gibi çevresinden uzaklaştırması şaşkınlıkla karşılanmış, “Ecevit’siz ve MHP’siz AB hükümeti” senaryoları ve DSP’den kopan İsmail Cem, Hüsamettin Özkan ve bakanlıktan istifa eden Kemal Derviş’in kurduğu Yeni Türkiye Partisi (YTP)’nin kurulması üzerine gidişten kuşkuya kapılan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Dr. Devlet Bahçeli’nin Temmuz ayında basın mensuplarına yaptığı, kaba tabirle “Madem öyle buyurun sandığa” açıklamasıyla seçim sürecine girilmiştir.
1 Eylül’de olağanüstü toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi 3 Eylül 2002’de seçim kararı almış, milletvekili aday listelerinde yer bulamayan “küskünler”in sonuçsuz girişiminin ardından 3 Kasım 2002 Pazar günü seçime gidilmiştir.
Şimdi bu dönemi kısaca inceleyelim:

1.1. Başbakan Ecevit’in Rahatsızlanması

Daha önce de yaş gereği bazı hafif rahatsızlıklar geçiren DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit (78) 4 Mayıs 2002 tarihinde aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Yaklaşık 1,5 gün sonra taburcu edilen Ecevit, bu tarihten sonra sık sık rahatsızlanarak aralıklı olarak hastanede tedavi ve müşahede altında tutuldu. Ecevit’in rahatsızlığına konan son teşhis, ünlü ABD asıllı eski boksör Muhammed Ali’nin de duçar olduğu “Parkinson” oldu.

1.2. Kemal Derviş’in “Siyasi Belirsizlik” İddiası

Ecevit’in rahatsızlığıyla başlayan ve hükümet ortakları arasındaki AB tartışmasıyla iyice büyüyen belirsizlik ortamı Devlet Bakanı Derviş’i ürküttü. Derviş kendisini ziyaret eden Egeli sanayicilere, belirsizliğin uzaması halinde uzun vade için “karamsar” olduğunu söyledi ve kaygılarını şöyle anlattı:
“İhracat ve turizm gelirlerinin iyi gitmesi ve borçların çevrilebilmesi sayesinde kısa vadede bu belirsizlik ortamı için çok fazla endişelenmeye gerek yok. Ancak belirsizlik uzarsa daha kötü oluşumlara yol açabilir. Döviz girişine, Türkiye’ye, programa zarar verebilir. BU belirsizliğe Ecevit’in yokluğu yol açtı. AB konusunda adım atılamadı. Bu, dış yatırımcılar tarafından gerçekten kötü algılanıyor. Keşke AB için bu ay içinde gerçek adımlar atılsa… Meclis’ten çıkan yasalar da eşgüdüm yokluğu nedeniyle uygulanamıyor. Bundan da ciddi rahatsızlık duyuyorum.”
Bu sözler gündemde deyim yerindeyse deprem yarattı. Bu tarihe kadar Ecevit’in iyileşerek görevinin başına dönmesini bekleyen kamuoyu, bu tarihten sonra “siyasi belirsizlik” konusu üstüne yoğunlaştı ve çeşitli senaryolar üretilmeye başlandı

1.3. “Ecevit’siz ve MHP’siz AB Hükümeti” Senaryoları ve Yeni Oluşumlar

Derviş’in bu çıkışından sonra medya ve ülke gündeminde konuşulan tek konu, o sırada Türk Milli Takımı’nın da mücadele ettiği ve G. Kore ile Japonya’nın ortaklaşa düzenlediği Dünya Kupası’nı bir kenara koyarsak, “Ecevit’siz ve MHP’siz AB hükümeti” oldu. Bu senaryolara göre zaten çok yaşlı ve rahatsız olan Bülent Ecevit, yerine bir “veliaht” bırakarak siyasi hayattan çekilecekti. AB reformlarına, özellikle de Abdullah Öcalan meselesinden dolayı idam cezasının kaldırılmasına karşı çıkması kuvvetle muhtemel olan MHP de hükümet dışında bırakılacak ve kurulacak yeni hükümet ülkeyi AB üyeliğine götürecek reformları hızlı ve etkili bir şekilde hayata geçirecekti
Bu senaryolar konuşulurken, Ecevit’in çevresinden uzaklaştırdığı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, daha önce DSP’den ve Dışişleri Bakanlığı’ndan istifa etmiş olan İsmail Cem ve son gelişmeler sonucunda Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevinden istifa eden Kemal Derviş bir araya gelerek yeni bir siyasi oluşuma gittiler. Bu oluşuma daha çok DSP’den ayrılan ya da ihraç edilen milletvekilleri katıldı. Yeni kurulan partinin adı “Yeni Türkiye Partisi” oldu ve genel başkanlığına İsmail Cem getirildi. “Ecevitsiz ve MHP’siz AB Hükümeti” senaryolarının sahipleri, bu yeni oluşuma dört elle sarıldılar ve kâh doğrudan, kâh dolaylı olarak, mevzubahis hükümetin YTP tarafından kurulması gerektiğini ileri sürdüler.
Ancak Kemal Derviş, seçime çok kısa bir süre kala YTP’den ayrılıp CHP’ye geçecek, YTP de baraj altında kalacaktır.

1.4. Bahçeli’nin Seçim İstemesi

Bu ortam sürerken, gidişten kuşkuya kapılan ve bir süredir bu senaryolara tepkili olan MHP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Dr. Devlet Bahçeli, 7 Temmuz 2002 tarihinde MHP Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlemiş olduğu 11. Kocayayla Türkmen Kurultayı’nda basın mensuplarına şu açıklamayı yaptı:
“Madem bir siyasi belirsizlik var… Gelin TBMM’yi 1 Eylül’de olağanüstü toplantıya çağıralım. 3 Eylül’de erken seçim kararı alalım. 60 günlük bir seçim takvimi içerisinde, 3 Kasım’da seçimleri yapalım”
Bu öneri, siyaset dünyasında da kamuoyunda da şok tesiri yaptı. Genel olarak iktidar partileri seçim önerisine şiddetle itiraz ederken, muhalefet partileri bu öneriyi hararetle destekledi.
Bahçeli’nin istediği tarihten de daha önce, 31 Temmuz 2002’de toplanan TBMM, ezici çoğunlukla (449 kabul, 62 ret, 3 çekimser, 20 oylamaya katılmayan, 16 boş sandalye) 3 Kasım 2002 tarihinde seçim kararı aldı ve partiler seçim hazırlıklarına başladı. 12 Eylül 2002’de açıklanan aday listeleri ise, seçim sürecine yeni bir boyut getirdi:

1.5. Küskünler Hareketi

12 Eylül 2002 tarihinde açıklanan ve “liderlerin kendilerine yakın üç-beş kurmayla bir odaya kapanıp oluşturduğu” için “antidemokratik” olduğu tartışmalarına konu olan milletvekili aday listeleri, her seçim olduğu gibi yine “küskünler” kavramını ortaya attı.
“Küskünler” den kasıt, “aday listesine giremeyen veya listedeki yerini beğenmeyen” eski milletvekilleri idi. Bu vekiller, seçimlerin ertelenmesi için harekete geçtiler. Deyim yerindeyse parti parti dolaştılar, ancak başarılı olamadılar. Başlangıçta seçim kararına en çok tepki gösteren kişi olan Başbakan Bülent Ecevit’in “alınmış olan karardan şahsi çıkarlar için geri dönülmez” tavrı, yani “küskünler”in karşısında yer alması, bu kararda çok etkili oldu. Böylece Ecevit, giderayak büyük bir tutarlılık örneği göstermiş oldu.TBMM, 1 Ekim 2002 tarihinde yapılan oylamayla 170’e karşı 191 oyla seçim kararının iptali için verilen önergeyi reddetti.

2. SEÇİM ve SEÇİMİN MEDYAYA YANSIMALARININ ANALİZİ

22. Dönem Milletvekili Erken Genel Seçimleri, 3 Kasım 2002 Pazar günü yapıldı. 8.00’de başlayan oy verme işlemi, tüm Türkiye’de akşam 18.00’de tamamlanmış bulunuyordu. Bu seçimin sonuçlarının, üç farklı nitelikteki gazetede yansımasından evvel, seçimden önceki son birkaç güne bir göz atalım.

2.1. Seçimden Önceki Son Günler

2.1.1. 1 Kasım 2002
Seçimden hemen önceki günlerde, incelemiş bulunduğumuz HÜRRİYET, ZAMAN ve RADİKAL gazetelerinde rutin miting ve seçim propagandaları haberlerini görüyoruz. Bunlardan farklı olarak Radikal gazetesi, 1 Kasım 2002 tarihli sayısında “Demokrasi için sandık başına” manşetiyle halkı sandık başına çağırıyor.
Zaman ise, bir gün önce ilk sayfasında sadece biri orta boy biri de ufacık, iç sayfalarda ise seçimle ilgili kimi teknik haberler (nasıl oy kullanılacağı, kimlerin oy kullanıp kullanamayacağı…) olmak üzere iki seçim haberi (Tayyip Erdoğan’ın seçime girememesinin seçimin meşruiyetini etkilemeyeceği ve mükerrer oy kullananların nasıl cezalandırılacağına ilişkin) veriyor ve esas seçim havasına ancak ertesi gün girebiliyor. Yine Zaman, 1 Kasım 2002 sayısında Fethullah Gülen’in “Her partiye eşit uzaklıktayım” demecine yer veriyor.
Hürriyet ise çoktan girdiği seçim havasını daha çok iç sayfalarda okurlarına yaşatırken, halihazırda Meclis’te grubu bulunan partilere daha çok yer vermesiyle dikkat çekiyor. Aynı gün, Radikal gazetesi dikkat çekici bir ayrıntıyı yakalayarak, yüz binlerce vatandaşın seçmen bilgi kartını alamamış olduğu halde Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) mükerrer oy çekincesini okurlarının dikkatine sunuyor.

2.1.2. 2 Kasım 2002
2 Kasım 2002 tarihli gazetelere baktığımızda Hürriyet’in 1. sayfanın sağ yanını seçim haberlerine ayırdığını görüyoruz. Ertesi gün ülkede seçim varken manşete Çeçen teröristleri çıkarmak elbette dikkat çekici. Seçim için en çok öne çıkan haber ise, iç sayfalarda detaylı bir şekilde verilen, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10. Yıl Marşı ile ilgili sözleri olmuş. “Değiştim” savıyla seçmen karşısına çıkmaya hazırlanan Erdoğan’ın bu çıkışını “Kendini tutamama” olarak değerlendiren Hürriyet, verdiği genel izlenimin aksine (AKP haber başlıklarının daha iri puntolarla verilmesi ve sayfalarda daha çok yer kaplaması… gibi), seçim öncesinde AKP’ye bir parça önyargılı yaklaşmış gibi görünüyor.
Radikal ise CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın sözlerini manşete çıkarıyor: “Uzaktan kumandayla olmaz”… Haber metnine ve iç sayfalardaki detaylara baktığımızda bunun bir seçim haberi değil “CHP haberi” olduğunu, yani tarafsızlıktan fersah fersah uzak olduğunu gözlemliyoruz.
Zaman ise diğer gazetelerden farklı olarak son derece tarafsız bir manşetle, “Türk halkı yarın sandıkta en zor seçimini yapacak” manşetiyle okur karşısına çıkıyor. Bu haberin spotunda seçimden “anketlere göre sadece iki partinin Meclis’e girebileceği ve kararsız seçmen oranının yüzde 50’yi bulduğu” bir seçim olarak bahsediyor. Ayrıca bazı “satır arası” denebilecek haberlere de imza atıyor. Birinci sayfada verilen “Oy kullanmayan seçmene verilecek 5.000.000 TL’lik cezanın tahsili için 10.000.000 TL gerektiği” hakkındaki haber, bunun tipik bir orneği.
Bugünün gazetelerinde dikkat çeken bir diğer özellik ise, Hürriyet’te “İmralı’ya selam” ifadeleriyle verilen DEHAP Diyarbakır Mitingi’nin Radikal’de “şölen gibi” ifadeleriyle okuyuculara duyurulması olmuş.

2.2. Seçim Günü: 3 Kasım 2002

Seçim günü çıkan gazetelerin manşetlerinde, Hürriyet hariç aşağı yukarı aynı ifadeler var: “Şimdi halk konuşuyor”… Zaman bu düşünceyi “Konuşma sırası halkta” manşetiyle verirken, Radikal ilginç ve tebessüm ettirici bir tarzla, “Şşşşt… Seçmen konuşuyor!” manşetiyle sunmuş.
Hürriyet ise, seçim yasaklarından mı, yoksa bu olayı daha çok önemsediğinden midir bilinmez, Bali’deki terör olaylarında hayatını kaybeden Türkler’i manşete taşımış bu önemli günde. Seçim haberi ise sol üst köşede bir yerlere sıkıştırılmış. Ancak iç sayfalarda doyurucu ve detaylı bilgilere ulaşılabilecek haberleri görmek mümkün. Oy verme süresi boyunca nelerin yasak olduğundan, oy pusulasında partilerin sırasına kadar seçimle ilgili verilebilecek her türlü bilgi, tıpkı diğer gazeteler gibi, okurlara aktarılmış durumda.
Seçimle ilgili en çarpıcı, hatta bazı kesimler için en tüyler ürpertici spot başlık ise Zaman’a ait:
“Erken seçim kararının alındığı 3 Ağustos’tan bu yana küskünler hareketi, ittifak tartışmaları ve parti bölünmeleri gibi pek çok siyasi gelişmeyi sessizce izleyen halk, ‘son sözü’ bugün sandık başında söyleyecek.”

2.3. Seçim Sonrası

2.3.1. Ertesi Gün: 4 Kasım 2002
Türk halkının büyük bir şokla uyandığı 4 Kasım 2002 sabahında gazetelerin
manşetleri de bu şoku yansıtmakta. Hürriyet gazetesi “Sosyal patlama sandıkta oldu” sürmanşetini atarken, manşete, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sonuçlar aşağı yukarı belli olduktan sonra yaptığı konuşmasında altını çizdiği altı hassas konuyu “6 Güvence” manşetiyle okurlarına duyuruyor. Radikal gazetesi “Seçmen ağır konuştu” manşetiyle çıkarken, birinci sayfada seçimin sonuçlarını bir çırpıda özetleyiveriyor:

Seçmen ağır konuştu

Meclis’e sadece iki parti girebildi. AKP tek başına iktidar
4 Kasım 2002 – Radikal

• 1987 genel seçiminden beri ilk defa bir parti tek başına iktidara geldi.
• 1946 seçiminden beri ilk kez sadece iki partili bir parlamento oluştu.
• İktidar yüzde 55′ti, 15′in altına indi. Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri milletvekili bile seçilemedi.
• Ana muhalefet Meclis dışında. DYP 200 bin kadar oyla barajın altında.
• Türkiye’ye gelmeye korkan ‘Jet’ lakaplı Fadıl Akgündüz milletvekili. Altı bağımsız aday daha seçildi.
• AKP 81 ilin 55′inde, CHP 13′ünde birinci. DEHAP Doğu ve Güneydoğu’da 13 ili aldı ama Meclis dışında.
• Sadece 59 milletvekili tekrar seçildi. Meclis dışı kalan partilerde deprem var.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin “2003 yılında olağanüstü genel kurul toplayıp aday olmama” veya daha net bir ifadeyle “çekilme” kararının gazetelerde hak ettiği yeri bulamaması da diğer bir dikkat çekici özellik. Oyların yüzde 46,5’inin Meclis dışında kalmasıyla seçimin “temsil krizi” ile sona erdiğini haklı bir biçimde ortaya koyan Radikal’in, Türk siyasi hayatında nadir görülen bu onurlu davranışa yer vermemesi, Hürriyet ve Zaman’ın birinci sayfada kısacık yer vermesi düşündürücüdür.
Bunların dışında incelediğimiz üç gazetede de birbirine benzer ve birbirine yakın tekniklerle yazılmış haberler görülmekte. İstisnai olarak magazine daha yatkın bir gazete olan Hürriyet’in ikinci sayfasında görülen “Ünlüler sandık başında” haberi de olaya ayrı bir renk katmış.
Seçimle ilgili en nötr manşeti atan Zaman gazetesi, “AK Parti tek başına iktidar” manşetiyle çıkardığı 4 Kasım 2002 sayısının ilk sayfasının hemen tamamını seçim haberlerine ayırmış ve iç sayfalarda bu haberlerin detaylarını, seçimin yankılarını, iktidar ve muhalefet partilerinin Meclis dışında kalmasını ve Bahçeli’nin çekilme kararını ayrıntılarıyla duyurmuş.
Yine her üç gazetede ortak olarak gördüğümüz haberler olarak AKP’deki sevinç ve CHP’deki hüzün, baraj altında kalan partilerdeki hüsran ve öfke, ayrıca “memleketten seçim manzaraları” diyebileceğimiz ilginç detaylar mevcut. Ayrıca üç gazetede de il il milletvekili listesi de göze çarpıyor.

2.3.2. 5 Kasım 2002
5 Kasım tarihli gazetelerde daha çok seçim sonuçlarının dış basında yansımaları ve ekonomideki etkileri ele alınmakta. Hürriyet gazetesi bunlara ek olarak büyük patronların görüşlerine yer veriyor ve onların ortak kanıları olan “tek parti iktidarı geldiyse bir an önce sorunlara eğilmek gerekir” görüşünün altını çiziyor. Ayrıca üç gazete de, Bahçeli’den sonra Mesut Yılmaz’ın ve Tansu Çiller’in de çekildiği haberleri söz konusu.
Bunların yanı sıra özellikle Hürriyet ve Zaman gazetelerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği mesajlar, değişik başlıklarla yer alıyor. Örneğin Hürriyet, manşete çıkardığı haberinde “Emanetçi olmaz” başlığını kullanırken Zaman, “Erdoğan: 43 yıllık AB rüyamız için hemen yola çıkıyoruz” diyor.
Siyasi yapının baştan aşağı değiştiğinin ve müzmin liderlerin birer birer siyaset sahnesinden çekildiğinin altını çizen Radikal de, iç sayfalarında yine diğer gazeteler gibi dış dünyadan tepkileri göz önüne sererken, kamuoyunda “Jet Fadıl” olarak bilinen Fadıl Akgündüz’ün milletvekili olarak dokunulmazlık kazanmasının verdiği rahatsızlığa dikkat çekiyor. Aynı konuyu üçüncü sayfasında inceleyen Hürriyet, beşinci sayfasında Emin Çölaşan’ın son derece isabetli yorumlarına da yer veriyor.

3. ANNEM VE BABAM NASIL BİR HABER İSTERDİ?

Türkiye’nin siyasal yapısının baştan aşağı değişime uğradığı 3 Kasım 2002 – 22. Dönem Milletvekili Erken Genel Seçimi ile ilgili haberlerin medyada, özellikle de yazılı basında nasıl yansımasının beğenilerini kazanacağı konusunda annem ve babamla uzun uzun konuştum.
Annem, seçim gecesi görevi bırakacağını açıklayarak Türk siyasi tarihinde eşine az rastlanır bir tavır sergileyen MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin bu tavrının medyada gereken ilgiyi görmediği kanısında. 18 Nisan 1999 seçimleri sonrası baraj altında kalan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifasından sonra seçim başarısızlığının getirdiği ilk çekiliş olayının yazılı basında daha çok yer bulmuş olmasının kendisini memnun edeceğini belirten annem, bunun dışında haberleri doyurucu ve tatmin edici buluyor.
Babamsa “Keşke AKP’nin konumunda MHP’yi görseydim” diye söze başlarken, işin gerçeklik boyutunda verilen haberleri ve haberlerin sunuş şeklini tatminkar bulmakla birlikte, o da Bahçeli’nin çekilmesinin yazılı basında az yer bulduğu inancında. Dahası babam, Bahçeli’nin bu davranışının bir taktik olduğu düşüncesine de sahip. Nitekim Çiller ve Yılmaz uzunca bir süre siyasi arenada görünmezken Bahçeli, tabanın baskısına dayanamayarak geri dönmüştü.

4. BEN BU HABERİ NASIL VERİRDİM?

Eğer ben o tarihte bir gazetenin genel yayın yönetmeni olsaydım, bu gazete muhtemelen Hürriyet olsun isterdim. Hürriyet’in ve Doğan grubunun akıl almaz kaynakları ve habercilik olanakları, bana geniş bir manevra alanı sunardı.
Birinci sayfada manşeti “SİVİL İHTİLAL” olarak atmayı düşünürdüm. Çünkü bu seçim, gerçek manada bir sivil ihtilal olmuş, halk, yoksulluğunun sorumlusu olduğunu düşündüğü, Meclis’teki bütün partileri bir anda alaşağı etmiştir. Bundan yola çıkarak da spot başlığımı şu şekilde atardım:
“3 Kasım seçimleri, siyasi tarihin en büyük tasfiye operasyonuna dönüştü. AKP tek başına iktidar, CHP tek başına muhalefet oldu. Millet, 2001 kriziyle kat kat fakirleşmesinden sorumlu tuttuğu, iktidar-muhalefet hemen tüm partileri bir anda alaşağı etti”
Alt başlıklarda Ecevit, Yılmaz, Çiller, Bahçeli gibi yılların liderlerinin saf dışı kaldığını vurgular, özellikle ülkede irticanın babası haline gelen Necmeddin Erbakan’ın saf dışı kalmasını sevinçle duyururdum.
MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin çekilme kararını birinci sayfada mutlaka verir, hacmini mümkün oldukça geniş tutar, diğer liderlerin tepkilerini vermekle birlikte, Bahçeli’nin davranışını onlara da örnek gösterirdim.
Seçimle ilgili detay denebilecek haberlere iç sayfalarda uzun uzun yer verir, ilginç denebilecek haberleri ve kareleri (Örneğin yan yana oy kullanan türbanlı ve kolsuz tişörtlü iki kadın gibi) özellikle ön plana çıkarmaya çalışır, gazetenin tam ortasına denk gelen sayfada ise seçimin rakamsal analizini yapar ve yine bu sayfada il il milletvekili listesini yayınlardım.

— oOo —

KAYNAKÇA

• Hürriyet gazetesi Kasım 2002 arşiv cildi – Basın Müzesi Kütüphanesi Arşivi
• Zaman gazetesi Kasım 2002 arşiv cildi – Basın Müzesi Kütüphanesi Arşivi
• Radikal gazetesi Kasım 2002 arşiv cildi – Basın Müzesi Kütüphanesi Arşivi
• Sabah gazetesi Internet sitesi: http://www.sabah.com.tr

24/12/2008 - Posted by | Uncategorized

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.